Aşılması Zor Duvar
- Büşra Lafcı
- 28 Nis 2022
- 2 dakikada okunur
Ne kolay değil mi gördüğümüz her şey karşısında bir fikir sahibi olmak. Gördüğümüz şeylerin aslında göründüğü gibi olmadığını bile bile. Toplumun yoğunlaştığı her olayda bir tarafı seçiyor olmak, tarafsız olamamak aslında ne kadar kolay değil mi?
Öyle ya da böyle. Evet veya hayır. Siyah ya da beyaz. Ya hep ya da hiç demek değil mi, ortasını bulamadan keskin bir seçim yapmak? Biraz daha ılımlı yaklaşsak olaylara, ayrım yapmadan, mümkün müdür bu?
Çok derin bir konu olduğunun farkındayım. Geçmişe dönük bağlantılarla dolu olduğu için anlaması daha meşakkatli bir durum. Zamanın ve mekanın şartlarının da işin içine dahil olduğunu bilerek ilerlemek. Bu durumda sorulması gereken asıl sorular 'ne zaman'' ya da ''nerede'' değil, ''neden'' ve ''ne diye'' soruları olmalıdır. Hatta bazen sormak da yetmiyor, anlamaya çalışmak lazım geliyor. Asıl sorun ise artık anlamaktan ziyade anlatmak istememiz. Sürekli düşüncelerimizi birilerine aktarmak ve etkilenmesini sağlamak diğer bir deyişle fikirlerimizi satmak istiyor olmamız. Herkes etkilenecek diye bir şey yok fakat toplumda herhangi bir görüşün ne kadar çabuk yayıldığını biliyoruz sosyal mecralar aracılığıyla. Hangisi en çok beğeniyi alıyorsa onun doğru olduğunu kabul edecek pek çok insan var. İşte burada insan bir tarafa mensup olmak ister. Tarafsız olmanın açıkta kalmak olduğunu düşünür. Bir taraf haklı diğeri haksız diye düşünür. Artı yanı eksi yanı ne diye düşünmez. Eler geçer. Peki her şeyi bu kadar ince ayrıntısına kadar düşünmek, kimlerin veya hangi tarafın, hangi konularda haklılık payı varsa onu ölçüme dahil etmek bizim için neden bu kadar önemli? Zor çünkü. Bizi yoracak bir şey çünkü. Her şeyin kolayına alıştığımız için çünkü. Ön yargılarımıza hapsolduğumuz ve yerimizden memnun olduğumuzu kendimize inandırdığımız için, bizi zahmete sokacak herhangi bir düşünce üzerine düşünmek istemeyiz çünkü değil mi? Objektif yaklaşamayız zaten, yaklaşmaya çalışırız bu süreçte. İnsanız, duygularımız var düşüncelerimizi yönlendirecek olan. Doğduğumuz yer, gördüğümüz gelenekler, bizi yetiştiren insanlar var. Bunlardan bağımsız var olabilmemiz için belleğimizin her gün sıfırlanması gerekebilir. Elimizden geldiğince, vicdanımızın rahatlığıyla, keskin görüşlerden uzak davranabilmenin işleri daha da kolaylaştıracağı bir havuzdayız. Keskin bıçak da bir gün körelir zaten. Değişip gelişmeyen bir fikrimizin olması imkansız yelkovan akrebi kovalıyorken.

Kefernahum (Capernaum)
2018



Yorumlar