Değişim ve Gelişim İçindeki İnsan
- Büşra Lafcı
- 4 Şub 2021
- 1 dakikada okunur
Doğduğumuzdan andan itibaren, sahip olduğumuzun ebeveynlerin bize aşıladığı gelenek ve görenekler içinde yaşamımızı sürdürürüz. Büyüdüğümüz ortam, kulağımıza işitilen konuşmalar, televizyonda seyredilen programlar, tutulan takım veya siyasi görüş ve daha nicelerinin ilk tohumları aileden gelir. Daha sonra bize sunulan seçenekler doğrultusunda belki isteyerek belki de istemeyerek bir yoldan ilerleriz. Büyürken girdiğimiz yeni topluluklar, dahil olduğumuz ortamlar, iletişim içinde olduğumuz; bizden farklı yetiştirilen, bize değişik gelen insanlar olacaktır. Belki tepki göstereceğimiz belki dalga geçeceğimiz belki de hayranlık duyacağımız pek çok yaşam gözümüzün önüne gelecektir ve karşı taraf da bir takım yargılar oluşturmuş olacaktır fakat kurduğumuz her yeni ilişkide yepyeni bakış açıları kazanırız her birimiz.

Kurulan her yeni ilişkide yeni arayışlar içinde oluruz ve kriterlerimiz değişir. Karşısında olduğumuz herhangi bir görüşü benimseyebiliriz. Beğenmediğimiz yemeği severek yiyebilir, şaşırdığımız durumlara zamanla tepki göstermiyor hale gelebiliriz.
Yaşanılan bir durumun, kurulan bir ilişkinin İlk halini özlemek çok yaygın bir durumdur fakat değişim engellenemez ve gelişim durdurulamaz. Hep aynı kaldığımızı, gerilediğimizi düşündüğümüz bir an bile olsa yelkovanla akrep birbirlerini kovalamaya devam ediyor olacaktır. Değişime kızmak yerine kabul edip bu durumu en iyi şekilde değerlendirebildiğimiz zaman, yerimizde saydığımızı düşünmez ve hayatımızı bir nebze de olsa anlamlandırabiliriz.



Yorumlar